Bir gayrimenkulün gerçek yatırım performansını ölçmek için kira geliri, değer artışı, satın alma maliyetleri, işletme giderleri, vergiler, boş kalma süresi ve finansman maliyetleri birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle gayrimenkul yatırımında “Ne kadar kazandım?” sorusundan önce, “Toplam olarak ne yatırdım ve bu yatırım bana ne üretti?” sorusunu sormak gerekiyor.
Bir konutun satın alındığı tarihten sonra değer kazanması elbette yatırımcı açısından olumlu bir gelişmedir.
Örneğin 4 milyon TL'ye satın alınan bir konutun birkaç yıl sonra 6 milyon TL değerine ulaşması ilk bakışta 2 milyon TL kazanç anlamına geliyor gibi görünebilir.
Ancak yatırımcının başlangıçta ödediği bedel yalnızca 4 milyon TL olmayabilir.
Tapu harcı, ekspertiz, kredi masrafları, taşınma veya tadilat giderleri, sigorta, bakım, aidat ve diğer giderler toplam yatırım maliyetini artırabilir.
Eğer konut kiraya verildiyse, elde edilen kira gelirleri de toplam yatırım performansına dahil edilmelidir.
Dolayısıyla gerçek hesap, yalnızca:
Satış fiyatı – alış fiyatı
şeklinde yapılmamalıdır.
Konutun düzenli olarak kiraya verilmesi, yatırımcı açısından ikinci bir getiri kaynağı oluşturur.
Örneğin yatırımcı 5 yıl boyunca sahip olduğu bir konuttan düzenli kira geliri elde etmişse, bu gelir yatırımın toplam performansına eklenmelidir.
Ancak brüt kira geliri ile net kira geliri birbirinden farklıdır.
Kiradan elde edilen toplam tutardan bakım ve onarım giderleri, sigorta, vergi, aidat, boş kalma dönemleri ve diğer işletme maliyetleri çıkarıldığında yatırımcının gerçek kira getirisi ortaya çıkar.
Bu nedenle yatırım değerlendirmesinde net kira getirisi daha anlamlı bir gösterge olabilir.
Gayrimenkul yatırımında kullanılan basit göstergelerden biri kira çarpanıdır.
Kira çarpanı, bir gayrimenkulün satış fiyatının yıllık kira gelirine oranlanmasıyla hesaplanabilir.
Örneğin 6 milyon TL değerindeki bir konutun aylık 30 bin TL kira geliri olduğunu düşünelim.
Yıllık kira geliri:
30.000 × 12 = 360.000 TL
olur.
Bu durumda basit kira çarpanı:
6.000.000 / 360.000 = 16,7 yıl
olarak hesaplanabilir.
Bu hesaplama yatırım hakkında hızlı bir fikir verebilir. Ancak tek başına karar vermek için yeterli değildir.
Çünkü konutun değer artışı, giderleri, boş kalma ihtimali, bölgesel gelişimi ve gelecekteki kira potansiyeli de değerlendirilmelidir.
Gayrimenkul yatırımının iki temel getiri kaynağı bulunabilir:
1. Düzenli kira geliri
2. Gayrimenkulün değer kazanması
Bazı bölgelerde kira getirisi yüksek olabilir ancak konut fiyatlarının uzun vadeli artış potansiyeli sınırlı kalabilir.
Bazı bölgelerde ise kira getirisi görece düşük olmasına rağmen bölgenin gelişmesiyle birlikte gayrimenkulün değer kazanma potansiyeli daha yüksek olabilir.
Bu nedenle yatırımcının kendi hedefini belirlemesi önemlidir.
Kısa ve orta vadede düzenli gelir isteyen bir yatırımcı ile uzun vadeli değer artışına odaklanan yatırımcının aynı gayrimenkulü seçmesi gerekmeyebilir.
Gayrimenkul yatırımının kredi kullanılarak yapılması, yatırım hesabını daha karmaşık hale getirir.
Krediyle satın alınan bir gayrimenkulde yatırımcı yalnızca mülkün fiyatını değil, kredi boyunca oluşacak toplam finansman maliyetini de dikkate almalıdır.
Aylık kredi ödemeleri ile kira geliri arasındaki fark, yatırımcının aylık nakit akışını doğrudan etkiler.
Bu nedenle kredi kullanılan yatırımlarda:
birlikte hesaplanmalıdır.
Kiralık bir konutun yılın tamamında kiracı tarafından kullanılması her zaman garanti değildir.
Kiracının taşınması, yeni kiracı bulunması, tadilat veya bakım nedeniyle geçen süreler yatırımcının kira gelirini azaltabilir.
Örneğin aylık 30 bin TL kira beklenen bir konutun yıl içerisinde iki ay boş kalması, yıllık brüt kira beklentisini 360 bin TL'den 300 bin TL'ye düşürür.
Bu nedenle yatırım hesabında her ay kira alınacağı varsayımı yerine gerçekçi bir doluluk oranı kullanılması daha sağlıklı olacaktır.
Bir yatırımın performansını ölçerken brüt rakamlar yanıltıcı olabilir.
Gayrimenkulün gerçek performansını değerlendirmek için elde edilen gelirlerden yatırım nedeniyle oluşan giderlerin çıkarılması gerekir.
Basit bir yaklaşımla:
Net Getiri = Kira Geliri + Değer Artışı – Toplam Giderler
şeklinde düşünülebilir.
Ancak daha kapsamlı analizlerde başlangıç yatırım maliyeti, finansman maliyeti, vergiler ve yatırımın elde tutulduğu süre de hesaba katılmalıdır.
Bu nedenle profesyonel yatırım analizlerinde yalnızca “kaç milyon lira kazandım?” sorusu değil, yatırılan sermayenin ne kadar verimli kullanıldığı da değerlendirilir.
Gayrimenkul yatırımının değerlendirilmesinde önemli sorulardan biri de alternatif maliyettir.
Örneğin yatırımcı 5 milyon TL'sini bir gayrimenkule bağladıysa, aynı sermayeyi başka bir yatırım aracında değerlendirdiğinde nasıl bir sonuç elde edebileceğini de düşünmelidir.
Bu karşılaştırma gayrimenkulün kötü bir yatırım olduğu anlamına gelmez.
Tam tersine, yatırımcının kararını daha bilinçli vermesine yardımcı olur.
Gayrimenkulün avantajı yalnızca fiyat artışı değildir. Kira geliri, fiziksel bir varlığa sahip olma, uzun vadeli kullanım ve bazı durumlarda enflasyona karşı korunma potansiyeli de yatırım kararında rol oynayabilir.
Bir gayrimenkulün geçmişte yüksek oranda değer kazanmış olması, gelecekte de aynı performansı göstereceği anlamına gelmez.
Yatırım kararında geçmiş performans kadar gelecekteki arz-talep dengesi de önemlidir.
Bölgeye çok sayıda yeni konut projesinin gelmesi, nüfus hareketlerinin değişmesi, kira talebinin azalması veya ekonomik koşulların farklılaşması yatırımın gelecekteki getirisini etkileyebilir.
Bu nedenle gayrimenkul yatırımında geçmiş fiyat hareketlerinden çok, gelecekteki nakit akışı ve değer potansiyeli üzerinde düşünmek gerekir.
Gayrimenkul yatırımında doğru hesap yalnızca “kaç liraya aldım, bugün kaç lira ediyor?” değildir.
Gerçek yatırım performansını anlayabilmek için:
Alış maliyeti + satın alma giderleri + finansman maliyeti + işletme giderleri + kira geliri + değer artışı
birlikte değerlendirilmelidir.
Bunun yanında yatırımın yapıldığı bölgenin geleceği, kiracı talebi, yeni konut arzı ve ekonomik koşullar da dikkate alınmalıdır.
Gayrimenkul yatırımında doğru karar, en pahalı veya en ucuz mülkü bulmaktan çok, yatırılan sermayenin uzun vadede ne kadar verimli çalışacağını anlayabilmekten geçiyor.